Hegelciliğin Aristotalesçi Kökleri

insana dair

Karl Mannheim’e göre ilk defa bütünlükçü ideoloji ortaya koyan kişi Karl Marks’tı. Kendi zamanından günümüze uzanan tüm entelektüel tartışmaların odağında Marks bir şekilde yer almaktadır. Ortaya koyduğu düşünce sistemi, kendinden önceki ideolojilerin kısmi ideoloji olması bakımından gerek akademide gerek politikada daha etkili olmuştur. Bu bağlamda ortaya konulan -özellikle sosyolojik kaynaklı- fikirler bir şekilde Marks ile ilgildir. Epistemolojinin, klasik anlamda tarih ve felsefe olarak sistematize ettiği ve hususiyle tarih sahasında dönen tartışmaları anlamak için Marks’ın düşünce serüvenini anlamak gerekir. Bunun için Platondan Hegel’e uzanan çizgide Aristoteles’i incelemek yerinde olacaktır. Çünkü Platoncu bilgi dağarcığına kattığı sistemcilik ve deneysel biyolojik sorunlara merakının yanında mantığı bulan kişi olması sebebi ile önem arz eder.

Aristoteles, Platoncu bir anlayış sergiler. Her ne kadar eleştirileri olsa bile sunduğu fikir bu çizgide ilerlemektedir. Nasıl ki Marks’ın Hegel’e karşı yaptığı eleştiriler; Hegel’in jargonunu kullanmakla beraber Hegel’in fikirlerinin iki kere ters çevrilmesi ile oluşmuşsa, Aristoteles’in Platon’a karşı eleştirileri de buna…

View original post 1.500 kelime daha

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s