Eldeki Son Kalan

Anne Gözüyle

Gökten bilinmeyen büyük bir cisim yaklaşıyor. Biz yine içimizdeki tufanı bastırıp, öylece seyrediyoruz.

Ülkenin tarihi, yapısı, kültürü değişiyor. Günlük hayatımızı etkilemez sandığımız değişiklikler birer kaya ağırlığında içimize çörekleniyor. Taşıyamayacak olduğumuzda yere yıkılacak mıyız diye düşünmeden kafamızı çeviriyoruz.

Geçen hafta antik kentlerde dolaştık. 2500 yıl öncesinin yollarında yürüdük. Geçmişi düşündük. Niceleri yokolmuş ve biz şimdi kalan adlarını bile telaffuz etmekten aciziz. Oysa kocamandılar, yüceydiler, kudretliydiler. Şimdi yoklar. Üstlerine yenileri kurulmuş şehirlerin, ülkelerin. Daha kudretlileri üstelik. Onlar bile kalmış yerin altında zamanla.

Şimdiki zamana vahlanmanın bir yararı yok. İçinde bulunduğumuz coğrafya ve zaman dilimine ağlanmanın anlamı yok. Her insana kendi taşıdığı yük ağır geliyor. Yükü sevmek, kabullenmek ve taşırken o yük olabilmek gerekiyor. Aksi heba edilmiş biricik kıymetli ömür.

O zaman sarılalım hayata. O günlük hayatımızı etkileyen devasa cismin farkında olarak, kendimize nefes alacak alanlar yaratalım. Çocuk neşesine sığınırken, o neşeye bilgi katalım. Zamanı unutturacak bir üretime boğalım iç sıkıntılarımızı. O üretimi…

View original post 52 kelime daha

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s