Aylık arşivler: Mayıs 2017

RELATIONSHIPS AND YOUR SACRED UNION – Archangel Michael through Ronna Herman

Lakshmi ♥ Star Seed - Lightarian (TM) Rays Master-Practitioner - Reiki Kundalini Master-teacher - Spiritual Channeller - Lightworker

unknown artist

***

MESSAGES FROM ARCHANGEL MICHAEL * LM-6-2017

TRANSMITTED THROUGH RONNA / SACRED SCRIBE *

www.StarQuestMastery.com

RELATIONSHIPS AND YOUR SACRED UNION

Beloved masters, the refined frequencies of the New Age are having a profound effect on how you view yourselves.  As you learn to take back your power, set boundaries, and reclaim a sense of self-worth, it will also have an intense effect in your relationships with others, especially romantic relationships.

In the past, you have had many unresolved issues that created what could be called “imbalanced or vulnerable blemishes” in your emotional body and chakra system, especially chakras one through four. You had many unresolved issues within you in the form of guilt, fear, anger, a sense of abandonment, and of being unlovable. All of these thought forms have a vibrational frequency, and you radiated those frequencies of unworthiness out into the world.  See these energies radiating forth…

View original post 2.222 kelime daha

Dünyada eşi olmayan bir metal üretildi

Bilimpro

ABD’deki bilim insanları, gaz haldeki hidrojen elementini çok büyük bir basınçla sıkıştırarak dünyadaki ilk metalik hidrojeni geliştirdi. Teknolojide devrim anlamına gelen bu yeni metal birçok alanda kullanılabilecek.

ABD’deki Harvard Üniversitesi’nden fizikçiler Profesör Isaac Silvera ve Ranga P. Dias’ın bilim dergisi Science’ta yayınlanan araştırmasına göre, metalik hidrojen süper hızlı bilgisayarların, yüksek hızlı trenlerin ve süper verimli araçların üretilmesinde, kısaca elektrikle ilgili hemen her şeyde çarpıcı bir biçimde gelişmeye imkan sağlayabilir. Hatta insanoğlunun çok uzak gezegenleri keşfetmesini kolaylaştıracak roket ve yakıt teknolojilerinin önünü açabilir. 

Keşif, 1935 yılında fizikçiler Hillard Bell Huntington ve Eugene Wigner’in, oda sıcaklığında gaz halinde olan hidrojenin aşırı basınç uygulandığında katı hale dönüşeceği fikrini tam 82 yıl sonra doğruladı. Uzun yıllardır birçok araştırma ekibi, bir süper iletken olarak büyük potansiyeli bulunan metalik hidrojeni gerçeğe dönüştürmeye çalıştı.

hidroj Atomik seviyedeki metalik hidrojen

Science’a konuşan Profesör Isaac Silvera, “Bu, yüksek basınç fiziğinin kutsal kasesi. Dünyadaki ilk metalik hidrojen örneği. Ona bakarken, daha önce olmayan…

View original post 141 kelime daha

İnsan geni üzerinde oynanmalı mı?

Bilimpro

Hayvan ve bitkileri geliştirmek adına yaygın kullanılan genetik değiştirme, insan üzerinde de kullanılabilir. Bilim insanları bunun insanları da kapsayıp kapsamamasını tartışıyor. ABD’deki iki büyük bilimsel kuruluş, hastalıkların gelecek nesillere aktarılmasını önlemek ve yeni tedavi yöntemleri için insan geninin değiştirilebilmesini talep ediyor.

İngiliz The Telegraph gazetesinin haberine göre, ABD’deki Ulusal Bilimler Akademisi ile Ulusal Tıp Akademisi’nden araştırmacılar, insan geni üzerinde yapılabilecek değişikliklerin bir ‘kırmızı çizgi’ ihlali olmayacağı görüşünde. Karşıt düşüncedeki bilim insanları ise bunun ‘bebek dizayn etmek’ olacağını ve işin çığırından çıkabileceğini vurguluyor.

İki akademinin yayınladığı rapora göre, insan genleri üzerinde oynamak birçok sağlık sorununa kalıcı çözüm olabilir. Özellikle kalıtsal rahatsızlıkların ve kanser gibi tedavisi olmayan hastalıkların fark edilmesi ile doğumun engellenmesi mümkün. Araştırmacılar, ana rahminde yapılan değişikliklerle, doğacak bebeği AIDS’in de içinde olduğu birçok hastalığa karşı bağışıklık sahibi olarak dünyaya getirebileceklerine inanıyor.

genomi İnsan geni parçasının bilgisayardaki görünümü (AP)

İki akademi adına açıklamalarda bulunan Wisconsin-Madison Üniversitesi’nden profesör Alta Charo, “İşin amacından saptırılarak genlerle oynamayı…

View original post 203 kelime daha

Antik Mısır’da Türk izi

Bilimpro

Almanya’daki bilim insanları, eski Mısır’dan kalan mumyalara yönelik ilk geniş kapsamlı gen analizi araştırmasında şaşırtıcı sonuçlara ulaştı. Kalıntıların genlerinde Afrikalılardan daha çok Türklerin ve Avrupalıların izlerine rastlandı.

Almanya’daki Tübingen Üniversitesi ile Max Planck İnsan Tarihi Bilimi Enstitüsü’nden uzmanların Nature Communications dergisinde yayınlanan araştırmasına göre, Mısır’da M.Ö. 1400 ile 400 yılları arasından kalan mumyaları analiz eden bilim insanları, kalıntılardaki genlerin Akdeniz insanlarının genlerine daha yakın olduğunu ortaya koydu.

antikmisir

Buna göre, günümüzde Türkiye, Suriye, İsrail ve Lübnan topraklarında yaşamış antik toplumların Mısırlılarla yakın gen bağları bulunuyor. Mumyalanan eski Mısırlılar, genetik olarak Anadolu’daki Neolitik toplumlara ve Avrupalılara benziyor. Modern Mısırlılar ise atalarından yüzde 8 oranında daha fazla Sahra altı Afrikalı geni taşıyor.

Mısır’daki mumyaların gen haritaları üzerine yapılmış bu ilk ve en geniş çalışma kapsamında, gelişmiş bir DNA dizilim tekniği kullanıldı. Nil nehri boyunca uzanan Abusir el-Melek arkeolojik sit alanındaki 151 mumyadan ve modern Mısırlılardan DNA örnekleri alındı. 90 mumyadan mitokondriyal genler elde edildi…

View original post 115 kelime daha

SÜMER TABLETLERİ- TANRI ENKİ’NİN SÖZLERİ- TABLET 12

evrenvenur

ANU DÜNYA’YA GELMEYE KARAR VERİYOR, İNSANLAR MEZOPOTAMYAYA TEKRAR YERLEŞİYOR

Anu bir kez daha Dünya’ya gelmeye karar verdi; eşi Antu ile birlikte gelmekti dileği. Onun gelişi beklenirken, Anunnakiler Edin’de yeniden meskenler inşa etmeye başladılar. Şem‘in soyunun yaşadıkları dağlık bölgelerden eski topraklara göç etti kara başlı halk. Henüz kurumuş olan toprak üstünde yerleşmelerine izin verdi Anunnakiler ki, herkes için besin sağlasınlar.

ENKİ KENDİNE MEZOPOTAMYA’DA YENİ BİR MALİKANE YAPTIRIYOR

Enki’nin ilk şehri olan Eridu’nun Tufan öncesinde kurulu olduğu yerde, sayısız miktarda çamur ve kumun hemen üstüne yeni Eridu’nun kurulacağı yer belirlendi. Merkezinde, yükseltilmiş bir platform üstünde Enki ve Ninki için bir mesken inşa edildi. Adına dönüşü muzaffer olan Efendi’nin evi denildi. Enki’nin oğullarınca sağlanan altın, gümüş ve değerli metallerle süslendi.

 Üst kısmında, yukarıyı işaret eden bir çember içine işaretlendi on iki takımyıldız burç işaretleriyle. Alt kısmında, Abzu’daki gibi, içinde balıkların yüzdüğü sular akıyordu. Kutsal bir odada, davetsiz hiç…

View original post 5.187 kelime daha

İnanç Optimizasyondur (Enerji Yönetimidir)

mustafaat

***

***

Görüldü: @binbilenamca adlı kişinin Tweetine göz at: https://twitter.com/binbilenamca/status/835955264805302273?s=09

View original post

Tanrı’nın İyi Olmama İhtimali ve Veganlıkla İlgili Endişeler Üzerine

Vegan Şakirt

Yazar: Nezih Seven

(Bu yazı, önceden yazmış olduğum Veganlık, Ahlak, Tanrı, Din ve Bağnazlık başlıklı yazıya gelen bir yoruma verdiğim cevaptır. Fazla uzun olduğu için yeni yazı olarak yayınlama gereği gördüm. Yorumun aslına şuradan ulaşabilirsiniz; burada soruyu biraz da düzenleyerek parçalar halinde cevaplayacağım.)

Tanrı’nın olmadığını belirtirken genelde ateistler “Eğer Tanrı olsaydı şu şöyle olmazdı.” vs. diyerek Tanrı’yı hep iyi niyetli bir varlık olarak gösteriyorlar ki sizin de burada yaptığınızı düşündüğüm şey bu. Tanrı bizi savaşlarımızı izlemek, birbirimize yaptığımız kötü şeyleri görmek için yaratmış olamaz mı? Dünyada akıl yönünden en üstün varlık olarak insanı görüyoruz ama bu en üstün varlık bile kötü şeyler yapmaktan ve izlemekten (sonu ölümle biten dövüş müsabakaları gibi) zevk alırken bizden üstün bir varlığın da bundan zevk alabilme ihtimali yok mu?

Öncelikle, yazıda da değinmiş olduğum bir kavram karmaşasına tekrar vurgu yapmam gerektiğini düşünüyorum: “tanrı” ve “Tanrı” aslında iki farklı şey. İlki, yani küçük t ile yazılan, herhangi bir ilahı niteler. Su…

View original post 1.633 kelime daha

Bilimsel açıklamalar, Evrim teorisi ve Tanrı

Pozitif Ateizm

Efendim, biz biliyoruz ki şu anda canlılık var. Ve biliyoruz ki bir zamanlar yoktu. Tam ne zaman oluştuysa o zamanın yakınlarına gidelim. Şimdi diyebiliriz ki, beş dakika önce canlı yoktu ama şimdi var. Evrim olgusu ilk canlıların çok daha basit oluşu, şimdiki düzeye evrile evrile gelişidir. Bu evrilme sürecinde, bildiğimiz kimyasal etkilerin haricinde bir şeye rastlamak mümkün değildir. Bu türden, bilinen etkilerle bilinmeyen bir zaman diliminde neler olduğunu söyleyen teorilere “bilimsel açıklama” denir. Evrim teorisi bir bilimsel açıklamadır.

Yaratılış düşüncesi ise bilimsel olmaktan uzaktır çünkü bilinmeyen bir etkiyi işin içine dahil eder. Bu fikrin savunucuları genellikle argüman olarak doğal süreçlerin canlı gibi kompleks bir yapıyı oluşturma ihtimallerinin düşük olduğunu öne sürerler. Fakat, şu ana kadar gözlemlemediğimiz, bilinmeyen dış etkinin yalnız o zaman için varolma ihtimalini hesaplamazlar. Bu bilinmeyen etkinin yaratıcı olduğunu öne sürmek, hele ki kutsal kitaplarda tariflenen yaratıcının bu olduğunu öne sürmek içinse hiçbir yeterli delil yoktur.

Bu bilinmeyen…

View original post 916 kelime daha