Aylık arşivler: Ekim 2017

The Field and Inertia

Vinaire's Blog

elec_mag_field

Reference: Disturbance Theory

.

Newton defined inertia in his book “Philosophiæ Naturalis Principia Mathematica” as follows:

The vis insita, or innate force of matter, is a power of resisting by which every body, as much as in it lies, endeavours to preserve its present state, whether it be of rest or of moving uniformly forward in a straight line.

The electromagnetic field has been discovered since the time of Newton. So the concept of inertia may now be extended to the electromagnetic field, which is a substance more fundamental than matter.

The electromagnetic field must form itself continually in each cycle in order to exist Permittivity (ε) is the measure of resistance that is encountered when forming an electric field in a particular medium. Permeability (μ) is a measure of how easily a magnetic field can pass through a medium.

For the formation of electromagnetic…

View original post 154 kelime daha

Reklamlar

It Functions, and that’s (almost) All: Another Look at “Tagging the Talmud”

The Talmud Blog

Itay Marienberg-Milikowsky is currently a visiting scholar at the Interdisciplinary Center for Narratology, Universität Hamburg, where he conducts his post-doc research entitled “The Rise of  Narrativity in Talmudic Literature: Computational Perspectives.” This is our third post in an ongoing series on Digital Humanities and Rabbinic Literature.


In Alfred Döblin’s famous novel Berlin, Alexanderplatz, a certain Franz Biberkopf rejoins the modern city after a prolonged incarceration, where he is astonished by the relentless, alienating pace of change. In time, Biberkopf gradually becomes entrapped in a net of forces stronger than himself, and his bewilderment is reflected in the splitting of his voice – or, maybe, the narrator’s voice – into two (if not more) contradictory points of view. Thus, the telegraph is described in one sentence as “astonishing, clever, tricky,” while in a subsequent sentence, we read: “It’s hard to get enthusiastic about all this; it functions, and that’s…

View original post 2.814 kelime daha

Natural Language Processing of Rabbinic Texts: Contexts, Challenges, Opportunities

The Talmud Blog

The Talmud Blog is happy to continue ourseries on the interface of Digital Humanities and thestudy of Rabbinic Literature with a post byMarton Ribary ofUniversity of Manchester.

I read Michael Satlow’s enthusiastic report on the Classical Philology Goes Digital Workshop with great pleasure. I am delighted to see how the study of Rabbinic literature moves towards the use of digital tools and especially Natural Language Processing (NLP) methods. Below I shall sketch the background of NLP methods applied to Rabbinic literature and what we can learn from projects concentrating on other classical linguistic data, notably Latin. I shall briefly discuss the enormous obstacles Rabbinic literature poses even compared to Latin, which means that our expectations to achieve meaningful results in standard 3-5 year research projects should be very moderate. Nevertheless, I shall argue that we should dream big and aim for courageous projects accompanied by an outward-looking strategy…

View original post 1.339 kelime daha

KÜRT AŞİRETLERİNİN KÖKENİ

kurtasiretleri>Semih Tufan Gülaltay

Alan Aşireti:

Van yöresinde yaşayan Alan aşireti M.S.3. asırda Kafkasya ve Karabağ bölgesindeki yurtlarını Hun Türklerinin akınları sonucu terk eden Alan Türklerinden gelmektedirler.Bu gün Asetinler olarak bilinen Osetyalılarda Alan Türklerinin torunlarıdır.Osetyalı Prof.Dr Bayçarov’un “Avrupa’nın Eski Türk Runik Kitabeleri” adlı kitapda o çağda Kafkasya ve Van havalisinde yaşayan Alan Türklerinin Orhun alfabesi ile yazdığı kitabelerin bu günkü Türkçeye tercümeleri yer almaktadır.

VAN-TURİŞİN YAZITIÜstteki resim Van Turuşin yaylasındaki Alan Türklerinden kalma yazıttır.

Buruki Aşireti:

Asya’da,Hisar dağları olan bölgeden bu gün Van dolaylarına yerleşen,Buruki aşireti ile aynı yerden geldiklerini öğrendik.Bu gün Pakistan’ın kuzeyin de,Afganistan sınırındaki dağlık kesimde yaşayan Hunza’lar,Türkmenistan’dan göç eden Buruşaski(Burç-a Saka) topluluklarından oldukları kesin olarak tespit edilmiştir. Bu bölgede Hotan-Saka yazıtları ve Prakrit(Pakrat) yazı parçalarının ele geçirilmesi bilim adamlarına Pakritlerin,Hunza Buruşaski’ler içinde eridiği sonucuna götürmüştür.[1](Bu tespiti Gregoryen tarihçilerin anlatımları da doğrulamaktadır, zira Van bölgesi Ermeni beyliği Pakrat (Bakrat) hanedanı olarak…

View original post 6.878 kelime daha

The Inner Earth & Realm of Aghartha – By Dr Joshua David Stone – by The New Earth .org – 10-31-17 – A Journey Into Hollow Earth –

Higher Density Blog

Agartha

Aghartha In The Hollow Earth!
By Dr Joshua David Stone

The biggest cover-up of all time is the fact that there is a civilization of people living in the center of Earth, whose civilization’s name is known as “Aghartha”. This may be hard for some of you to believe. I know it was for me at first, however, I now have an absolute knowingness of the truth of this.

http://www.thenewearth.org/InnerEarth.html

To begin with, the Buddhists, in their theology fervently believe in its existence. They believe it to be a race of super men and women who occasionally come to the surface to oversee the development of the human race. They also believe that this subterranean world has millions of inhabitants and many cities, and their capital is Shamballa. The Master of this world was believed to have given orders to the Dalai Lama of Tibet, who was his terrestrial representative…

View original post 1.365 kelime daha

The brain vs. consciousness: the real debate and the phony debate | Jon Rappoport’s Blog

Rainbow Wave of Light

brainconsciousness

The brain vs. consciousness: the phony debate and the real debate

by Jon Rappoport

October 29, 2017

I continue to write about this subject, because the answers are shaping our present and future in huge ways.

Nearly all brain researchers insist that consciousness arises from the functions of the brain.

These researchers concede they don’t know HOW consciousness arises—but “they’re getting there.” They’re making progress. This is their story and they’re sticking to it.

If they have their way, the educated class will agree with them, evidence or no evidence.

Since “consciousness is the result of brain activity and nothing else,” since consciousness is ultimately a matter of physics, neuroscience will reign supreme—manipulating brain changes to achieve certain “values” and political goals.

We are talking about an engineered society at the level of the brain. Brave New World.

For these researchers, that is the final frontier.

But suppose all their…

View original post 693 kelime daha

Halloween – Cadılar Bayramı

Dil ve Edebiyat

Yarın 31 Ekim yani Cadılar Bayramı… Dünyanın pek çok yerinde özellikle çocukların korkunç kostümler giyip, komşularından şeker toplamaya gittikleri bu günün kökeni aslında çok daha farklı bir inanışa dayanıyor. Cadılar Bayramı olarak bilinen bu gün  Pagan inanışında “Samhain” adında kadim bir Kelt festivalidir. Bu inanışa göre Samhain aslında bir şeytandır. 31 Ekim tarihinde ölüler alemi ile canlılar arasındaki perde kalkar ve bu gece Samhain’in gecesidir. Bu inanışa sahip kişiler 29-30 ve 31 Ekim tarihlerinde üç ayrı kurban verilerek Samhain’in uyandırılabileceğine inanırmış ve 31 Ekim gecesi Samhain yeryüzüne çıkar, buradaki ölüleri diriltir ve kıyamet başlarmış.

Şu an Cadılar Bayramı’nda kullanılan her şey aslında antik çağdaki ritüelin bir parçası. Mesela maskeler Samhain’in insanları fark edememesi için takılırmış. Kapıya bırakılan şekerler ise onun yemesi içinmiş ayrıca bahçelere konulan balkabakları ise Samhain’in müritlerinin kendilerini belli etmek için yaptıkları bir ritüelmiş. Böylece Samhain kendi müritlerini tanıyabilir ve onların evlerine zarar vermezmiş. Söylentilere göre Samhain yüzyıllar…

View original post 96 kelime daha

Zamanı gelmiş bir düşünceyi hiç kimse engelleyemez…

(Onurunkalemi)

Yedi düvelin ağızlarının suları aka aka parselleyip bölüşmek istedikleri yerin adıdır “Anadolu”

Yiğitliğin destanlığı yazılmıştır bu topraklarda…

Tarih “Anadolu”ile başlamıştır dersek,

İlk kardeş kanının bu topraklara aktığını düşünürsek,

Neden “Anadolu”? Sorusunu daha iyi cevaplayabiliriz.

Anadolu çünkü ; medeniyetlerin başşehri

Anadolu çünkü ; tüm kutsalların kapı komşusu

Anadolu çünkü ; topraklarında 4 mevsimin aynı anda yaşanabileceği yeryüzü cenneti…

Anadolu çünkü ; doğunun batıya , kuzeyin güneye açılış noktası

*******************************************

Kuzey kavimlerinin sıcak deniz hayali..

Batı emperyalizmin sömürge sevdası….

Hırs peşinden koşan komutanların şan şöhret umudu…

Bı yanda,

Ve bütün bunların arasında kalakalmis, ayağında çarık bile olmayan, karnı yarı aç Anadolu insanı…

Öbür yanda…
1915 senesinin Mart aylarında İngiliz gemileri Çanakkale sırtlarını döverken, verilmeyen ihtimallerin “başkentiydi”bu kutlu topraklar.

250 bin şehit ve onbinlece gazi ile verilmemişti bizim kalmıştı..

Düşman çıkamamıştı Marmaraya…

Zamanı gelmemişti çünkü.

Zaman geldiginde, yüzbinlerce kayıp vererek giremedikleri İstanbul’a tek bi mermi atmadan gireceklerdi..Kendileri de sasiracakti elbette.

Öylede oldu.Bi sabah…

View original post 234 kelime daha

DİLİNDE ŞİİR, KALBİNDE ATATÜRK SEVDASIYLA NİMET AY — Fatma Marmara

90 yaşını aşmış (1926) olmasına rağmen hala hayat dolu, sevgi dolu, Atatürk ve vatan sevdalısı, çevreci, pozitif enerji saçan, bu yaşına kadar çok şey görmüş geçirmiş, hatta bundan 83 yıl önce, Atatürk Bolu’ya geldiğinde onu gören kişi Sayın Nimet Ay Hanım.

DİLİNDE ŞİİR, KALBİNDE ATATÜRK SEVDASIYLA NİMET AY — Fatma Marmara üzerinden